Kurumsal web siteleri ile ilgili 10 acı gerçek
İngiliz web tasarım firmalarından headscape‘in yaratıcı yönetmeni, “Website Owners Manual“ın yazarı ve ödüllü web tasarım podcasti Boagworld.com‘un sesi Paul Boag’ın Smashing Magazine‘deki yazısını okuyunca sizlerle paylaşmadan edemedim. Yazıyı elimden geldiğince değiştirmeden Türkçeye çevirmeye çalışacağım.
Hepimiz web sitelerimizi işletirken hatalar yaparız. Ancak firmamızın büyüklüğüne bağlı olarak hatalar doğaları gereği farklılıklar gösterir. Organizasyonunuz büyüdükçe, hatalar farklılaşır. Bu yazıda büyük organizasyonlarda yapılan genel hatalardan bahsedeceğiz. Bu yazıyı okuduğunuza göre büyük olasılıkla bahsedeceklerimin farkındasınızdır. Umarım paylaştıklarım organizasyonundakileri ikna etmenize yardımcı olur. Her halükarda, işte kurumsal web siteleri ile ilgili 10 acı gerçek.
1. Ayrı bir web departmanınız olmalı
Birçok organizasyonda web sitesi pazarlama veya IT departmanı tarafından yönetilir. Bu durum ister istemez bir savaşa yol açar ve web sitesi iç politikaların kurbanı olur. Aslında web stratejisinin peşinden koşmak her iki grup içinde uygun değildir. IT karmaşık sistemleri ortaya çıkarmakta çok usta olabilir, ama kullanıcı dostu deneyim geliştirmeye veya online marka ortaya çıkarmaya yeterli değildir.
Diğer taraftan pazarlama bir nebze daha iyidir. Jeffrey Zeldman’ın yazısında dediği gibi web departmanlarının olmasını teşvik edin:
“Web iletişimdir. Pazarlama/Marketing kontrast olarak monologdur… Ve sonrasında karmakarışık semantik işaretleme, CSS, scripting, kart sınıflandırma egzersizleri, HTML gözden geçirmeleri, kullanıcı erişilebilirliğ konuları, ve pazarlamanın anlamını amacını bilmediği birçok başka yetenek ve deneyim vardır”
Web sitesi tek birleşmiş bir ekip tarafından yönetilmelidir. Yine Zeldman’ın sözlerine bakalım:
“Onları alın, web sitenizin bir broşür yığını ve kendiliğinden gelişen bir mantık olmadığını hissedecekleri bir bölüm kurulmasını, yani web departmanlarının oluşmasını destekleyin”
2. Web sitenizin yönetilmesi tam zamanlı bir iştir
Web sitesi yalnızca pazarlama ve IT arasında kalmaktan değil, çoğunlukla kaynak yetersizliğinden parçalanır. Tahsis edilmiş web ekibi yerine, webden sorumlu olanlar “günlük iş”lerinin yanında bu işi yapıyorlardır. Web ekibi olduğunda ise çoğunlukla aşırı gerilir. Zamanın büyük çoğunluğu uzun dönem stratjik düşüncelere değil günlük bakım işlerine harcanır.
Bu durum web sitesinin “bakım”ını yapmak üzere juniorlar alınmasıyla daha da ağırlaşır. Juniorların web sitesini ileriye taşıyacak ne bilgisi ne de deneyimi vardır. Organizasyonun web stratejilerini öteye taşımak için tam zamanlı web yöneticileri işe alarak yatırım yapma zamanı gelmiştir.
3. Periyodik yeniden tasarım yapmak yeterli değildir
Kurumsal siteler kaynaksızlık nedeniyle genellikle uzun zaman periyodlarında bakımsız kalırlar. Giderek içerik, tasarım ve teknoloji olarak çağ dışı olurlar.
Sonuç olarak web sitesi yönetim kademelerinde utanç halini alır ve iyileştirilmesi istenir. Bu kaçınılmaz olarak hatrı sayılır bir maliyetle tam yeniden-tasarıma yol açar. Bu yaklaşım, Web Sitesi Sahibinin Klavuzunda işaret ettiğim gibi hatalıdır. Eski web sitesinin değiştirilmesi paranın boşa harcanması, siteye yaptığınız yatırımların kaybolmasıdır. Bir kaç yılda bir böyle bir harcama yapılması finansal açıdan da zordur.
Cameron Moll web tasarımcılarını siteleri yeniden tasarlamalarındansa, yeniden hizaya sokmaya teşvik ediyor.
Cameron Moll’un “İyi tasarımcı yeniden tasarlar, usta tasarımcı yeniden hizalar” yazısında belirttiği gibi; web sitenizde daimi yatırım yapmak daha iyi bir yöntemdir, zaman içerisinde gelişmesine olanak tanır. Yalnızca boşa para harcamamanızı sağlamaz, kullanıcılarınız için de daha iyidir.
4. Web siteniz herkese çekici gelemez
Müşteriye sorduğum ilk sorulardan biri “Hedef kitleniz kim?”dir. Cevabın uzunluğu karşısında sürekli şok geçiririm. Büyük sıklıkla, çeşitli insanların uzun ve detaylı listesi olur. Çaresizce bir sonraki sorum şu olur: “Bu demografik gruplardan hangileri en önemlileri?”. Sıkıntı verici şekilde cevap “hepsinin eşit önem taşıdığı” olur.
Acı gerçek şudur ki; eğer herkes için bir web sitesi yaparsanız kimsenin ilgisini çekmez. Hedef kitlenize odaklanmanız ve onlara tasarımınız ve içeriğinizle hitap etmeniz son derece önemlidir. Bu diğer kullanıcıları göz ardı edeceğiniz anlamına mı geliyor? Kesinlikle değil. Web sitenize herkes erişebilmeli, kimseyi gücendirmemeli ve dışarda tutmamalı. Bununla birlikte web sitesi öncelikli amacı doğrultusunda net biçimde tanımlanmış bir kitleyi hedef almalıdır.
5. Sosyal ağlarda boşa para harcıyorsunuz
Web sitesi yöneticilerinin, web stratejisinin web sitesini idame ettirmenin ötesinde bir şey olduğunu giderek daha çok fark etmelerini ümit verici buluyorum. Yeni kullanıcılara ulaşmak için ve erişimlerini arttırmak için Twitter, Facebook, ve YouTube gibi araçları kullanmaya başlıyorlar. Bununla beraber bu araçları çoğunlukla başarısız olarak kullanıyorlar. Kurumsal hesaptan Tweetera mesaj göndermek, satış demolarını YouTube’a yüklemek sosyal ağın ruhunu ıskalayan şeylerdir.
Microsoft, çalışanlarının Channel 9 web sitesinde konuşmasına olanak vererek, developer camiasındaki imajını çarpıcı bir şekilde yükseltti.
Sosyal ağ, insanların birbirine bağlanmaları ile ilgilidir. Bireyler markalar ve firmalar ile ilişki kurmayı istemezler. Diğer insanlar ile konuşmayı isterler. Birçok organizasyon insanlarla şeffaf ve açık olarak bağ kurmak için Facebook uygulamaları ve viral videolara milyonları savuruyor.
Kurumsal Twitter hesabı yaratmak, hatta kurumsal blog yapmak yerine çalışanlarınızı kendileri hakkında blog yazmaları ve sosyal ağlara katılımları için teşvik etmelisiniz. Tabii ki bunu yaparken ürün ve servislerinizi kullanan topluluklar ile doğrudan etkileşime hangi araçlarla geçebileceklerinin, ne tarz bir üslup ile hangi ticari bilgileri paylaşabileceklerinin sınırlarını da çizerek… Bu toplulukla bağlantınızı sağlamanın yanı sıra işinizin insani yanını da ortaya çıkarır.
6. Web siteniz yalnızca sizinle ilgili bir şey değil
Bazı web sitesi yöneticileri sitelerinin herkesin ilgisini çekmesini isterken bazıları da kendileri ve iş arkadaşlarının ilgi alakasına göre bir site isterler. Kullanıcılarını yok sayarak web sitelerini tamamen organizasyonlarının perspektifine dayandıranların sayısı şaşırtıcı derecede yüksektir. Bu genellikle kendini, yöneticinin kişisel tercihleri ve bolca jargon içeren içeriğe sahip uygunsuz tasarımla ortaya koyar.
Bir web sitesi ekibin tercihlerine hizmet etmemeli, bilakis kullanıcıların ihtiyaçları ile buluşmalıdır. Birçok tasarım “patron yeşilden hoşlanmıyor” gibi sebeplerle geri çevrilmiştir. Aynı şekilde birçok web sitesinin metinleri şirket içinde kullanılan kısaltmalar ve terimler ile doludur.
7. Web ekibinizden yeteri kadar faydalanamıyorsunuz
Gerek kurum içi web ekipleriyle, gerekse dışarıdan bir ajansla çalışılması durumunda çoğu organizasyon web tasarımcılarından yeterli faydayı almakta başarısız olurlar. Web tasarımcıları piksel işçilerinden fazlasıdırlar. Web ve kulanıcıların web ile nasıl etkileştikleri hakkında bilgi dağarcıkları vardır. Aynı zamanda tasarım tekniklerinin, ızgara sistemlerin, boş alanın, renk teorisinin ve daha birçok şeyin farkındadırlar.
![]()
Twitter’dan alıntı: Tasarımcılara piksel işçileri muamelesi yapmak onların tasarım deneyimlerini boşa harcamaktır.
Bu nedenle onlara “logoyu daha büyük yap” veya “şunu 3 piksel sola taşı” gibi mikro-yönetimler yapmak zarar vericidir. Böyle davranarak rollerini yazılım operatörüne indirgemiş ve taşıdıkları zengin deneyimleri boşa harcamış olursunuz.
Web ekibinizden en yüksek geri dönüşü almak istiyorsanız, onlara problemleri verin çözümleri değil. Örneğin web sitenizde genç kızları hedefliyorsanız ve tasarımcı kurumsal mavi kullanmışsa ziyaretçilerin bu renge iyi tepki vermeyebileceğini önerin. Ona rengi pembeye çevirmesini söylemeyin. Böylece tasarımcı sizinkinden daha da iyi bir çözüm bulabilme özgürlüğüne sahip olur. Tasarımcınızın verdiğiniz sorunu çözmesine izin verin.
8. Kurul ile tasarım yapmak ölüm getirir
Büyük organizasyonların en bariz karakteristiklerinden biri web sitesi yönetimi ile kurul halinde ilgilenmeleridir. Web sitesi için kurul oluşturulması genellikle iç politikalar gereği herkesin söyleyecek bir şeyi olduğu ve hepsinin dikkate alınması gerektiği için şekillenmiştir. Elbette kurul her zaman kötü fikir değildir; büyük kurumsal web sitelerinin müzakere yapılmadan geliştirilmesini tavsiye etmek gerçek dışı olur. Ancak iş tasarıma geldiğinde kurullar ölüm öpücüğü gibidir.

Tasarım subjektiftir. Tasarıma verilen tepki, kültür, cinsiyet, yaş, çocukluk deneyimleri ve hatta fiziksel durumlardan (renk körlüğü gibi) etkilenir. Birinin çok güzel tasarım olarak düşündüğü başka biri tarafından hiç beğenilmeyebilir. Bundan dolayı tasarım kararlarının kişisel deneyimlerle değil kullanıcı testleriyle verilmesi çok önemlidir. Tasarım kararları ile bir komitenin ilgilendiği durumlarda bu yaklaşım malesef çok seyrek uygulanır.
Bunun yerine kurul ile tasarım yapmak ödün vermek olur. Kurul üyelerinin her birinin tasarımla ilgili farklı fikirleri olduğu için ortak paydada buluşmanın yollarını aranır. Birisi mavi renk şemasından nefret ederken diğerleri çok severler. Bu anında tasarım yapılmasına yol açar, kurul tasarımcıya ortak payda bulmak umuduyla “farklı bir mavi dene” talimatını verir. Bu kimsenin dikine gitmeyen ama kimseye ne çekici gelen ne de heyecan veren bir tasarıma yol açar.
9. CMS Gümüş Kurşun değildir
Çalıştığım müşterilerimin bir çoğunun CMS’lerden (içerik yönetim sistemi) şaşırtıcı derecede gerçekçi olmayan beklentileri var. CMS sahibi olmayanlar bir CMS’in tüm içerik dertlerini çözeceğini düşünür, sahip olanlar ise çözmediği için sızlanır durur!
CMS’serin birçok fayda sağlayacağı kesindir. Bu faydaların içinde:
- İçerik eklenmesindeki teknik engellerin kalkması,
- Daha fazla kişinin içerik ekleyebilmesi ve düzenleyebilmesi,
- Hızlı güncellemenin kolaylaşması,
- Daha fazla kontrol saylabilir.
Ancak birçok CMS, sahiplerinin istediğinden daha az esnektir. Yönettikleri web sitesinin değişen ihtiyaçlarına yanıt vermekte başarısızdırlar. Web sitesi yöneticileri CMS’lerinin kullanımının zor olduğundan da yakınırlar. Oysa çoğu örnekte bunun sebebi yeteri derecede eğitilmediklerinden veya yeteri kadar düzenli kullanmadıklarındandır.
Nihayetinde bir CMS, içeriğin kolayca yüklenmesini sağlar ama içeriğin güncelleneceğini veya içeriğin kalitesinin kabul edilebilir olacağını garantilemez. Birçok CMS merkezli web sitesi, güncel olmayan içeriğe ve kötü yazılmış metinlere sahiptir. Çünkü içerik sağlayıcıları destekleyecek dahili işleyiş devreye alınmamıştır.
Web sitenizin işlerlik problemlerini çözmek için bir CMS arıyorsanız, hayal kırıklığına uğrayacaksınız.
10. Çok fazla içeriğiniz var
Büyük kurumsal web sitelerindeki içeriğin idame problemi, bir ölçüde çok fazla içerik olmasına bağlıdır. Bu sitelerin çoğu yılların birikimi sonucu “gelişmiş”, sürekli daha fazla içerik eklenmiştir. Hiçbir aşamasında kimse içeriği revize etmemiş ve nelerin kaldırılabileceğini sormamıştır.
Birçok web sitesi yöneticisi web sitelerini kimsenin okumayacağı metinler ile doldurur. Nedenleri:
- Birşeyleri kaybetme korkusu: Her şeyi yayına koyarak kullanıcıların her aradıklarını bulacaklarını düşünürler. Oysa çok fazla bilginin olduğu yerde herhangi birşeyi bulmak zordur.
- Kullanıcıların anlayamayacağı korkusu: Web sitesine ya da ziyaretçilere olan güvensizlikten kullanıcılara sonsuz yönergeler sağlama ihtiyacı hissederler. Malesef kullanıcılar bu metinleri okumaz.
- İnandırıcı olma kaygısı: Mesajlarını iletmek ya da ürünlerini satmayı çok istediklerinden, metin alanlarını aslında çok az değerli bilgi veren şişirilmiş yazılarla doldururlar.
Steve Krug, “Don’t Make Me Think” (Beni Düşündürme) kitabında web site yöneticilerini “her sayfadaki metinlerin yarısından kurtulmaya, sonrada kalanın yarısından kurtulmaya” teşvik ediyor. Bu her sayfadaki kargaşa seviyesini düşürecek ve faydalı içeriğin öne çıkmasını sağlayacaktır.
Kıssadan hisse
Büyük organizasyonlar web sitesi işletirken birçok doğru şey yapıyorlar. Ancak aynı zamanda acı verici hatalara gidebilen bazı kendine has sorunlarla karşılaşıyorlar. Bu problemleri çözmek; hataları kabul etmek, iç politikaların üstesinden gelmek ve markayı kontrol etme şeklini değiştirmekten geçiyor. Bunları yapmak beraberinde önemli bir rekabet avantajı getirecek ve web stratejinizin uzun dönemde daha etkili olmasını sağlayacaktır.






Yazı hakkında zaten sölenecek pek bir şey yok sadece çeviri için teşekkür etmek istedim.
Murat eyvallah abi
Harika bir makale, tercüme için teşekkürler
Haftada bir kez okuyorum.
Bu olanlar sadece bana değil herkese oluyormuş diyip kendimi avutuyorum.
Gerçekten doğru konulara değinilmiş. Şirketlerin internet konusunda rehber bilgileri bunlar.